
İlk bahar mıydı ?....sonbahar mıydı...karıştırıyorum...ama o günlerin birinde, Üsküdar Halk Eğitime, hayalimde savaştığım o kadınla, tanışmaya gitmiştim..Bir hayal ile savaşmanın ne zor olduğunu bilirsiniz....hele hele kritik bi konumdaysa...sürekli, acaba sarışın mı...esmer mi..benden daha mı uzun...yoksa, gözleri mi güzel ... Ne ? Ne’si benden daha üstünn diye içimi yediğim gündüz - geceler sonunda, gerçeği ile yüzleşmeye karar verdim. (sanırım, hayalime gidiş sebebim anlaşılmıştır... )
: )
İşte karşımda duruyordu...hayır, gayet de normal biriydi..hani birşeyi çok düşleyip düşleyip karşınıza sonunda...., “kanatlı peri kızı” çıkmaz ise şaşırırsınız ya...öyle olmuştu benim de...
Kalakalmıştım....hiç, böyle birşey beklemediğim gibi hiç böyle bir duyguyu da yaşamamıştım...10 dakika kadar farklı şeylerden konuştuk..ben, normal biri gibi sorular sordum konumuyla ilgili....ama sonra, kendimi tanıtıp çıktım ortamdan...(nedense, oraya giderken yılın ilkbaharı, çıkışı da sonbaharı gibi karıştırmam, içerdeyken içimdeki değişen mevsimdendi..)
Her bayanın, genç kızlıktan kadınlığa geçiş olayı vardır...burda bahsettiğim biyolojik geçiş değil...ben o gün..o eski binadan çıkarken....., ruhumu gençkız gibi hissetmiyordum...güçlü, kendine güvenen bir kadına konuşmuştum...şaşırmış...hani yolda O’na giderken, kendi içimde yaptığım, “çok güzel olsa bile moralimi bozmayacağım” terapileri ne kadar da bayağı ve komik kalmıştı.( Bazen en acı gerçekleri, yine hemcinsimiz olan kadınlardan öğreniriz...çok kısa anlarda da olsa....)
40’lı yaşlarına gelmiş bir kadın..bence gücünün zirve başlangıcındadır....hayata daha barışık bakmayı, içiyle ve dışıyla savaşlarını artık belli noktalara getirmiş..kendi cennet-cehennemini yaratmış biridir....Yaşadığı aksiliklerde mızmızlanmayı kesmiş, başkalarını suçlamayı bırakmış, karşındakini kırmadan direk konuşabilendir. Yardıma ihtiyacı olduğunda bunu da gayet rahat isteyebilendir aynı zamanda.....Tabii bu saydığım özellikler siz de bilirsiniz ki, ne eğitimle, ne parayla, ne iş hayatındaki en yüksek yere gelmiş kariyerle, ne de dışardan bakıldığında mutlu görünmeye çalışan kadın ile ilgilidir....Başarılı “o” duruşu gördükten sonra bunu beceremeyenleri ayırt edecek kadar yıllar geçirdiğimi düşünüyorum..
Eğer, birinin saçını beğenirseniz...çok kolay, gider aynı modeli kestirirsiniz...kıyafetini beğenirseniz, arar bulursunuz...bir insanın hayata karşı duruşunu beğenirseniz ne yaparsınız...poz verir gibi durmuyordu ki...gerçekten öyle yaşıyor gibiydi.....(hoş, daha sonra onu tanıyan başka bir arkadaşım, onla ilgili hoş olmayan şeyler anlattı ama....anlatan arkadaşımın da tarafsız(!) bakabildiğini sanmıyorum.Arkadaşımın gözünde kim “o” konumda olsa hep aynı ifadelerle kişiyi değerlendirirdi.....zaten öyle olsa bile, o konuştuğum sayılı dakikalarda, o duruşun gücünü azaltmıyordu içimde....hayran kalmıştım işte bi kere, hem de o, benim için hangi buruk konumdayken ...)
Yani o duruşu gördüğüm o günden bu güne, 10 yıl geçmiş......kırk yaşıma 9 yıldan az kaldı...geriye dönüp baktığımda, evet 20’li yaşlarıma göre daha rahatım...iç dünyamın huzurunu çoğu zaman başka birine bağlamadan kendim bulabiliyorum....bir ortamda fark edilmek - edilmemek gibi sorunlarım yok artık....rüzgar estikten sonra bozulan saçımın güzelliğimi ( mevcut güzelliğim ne ise yani :)) bozamayacağını biliyorum.....ama, bunların yetmeyeceğini de biliyorum....
(Çok bayanlara yönelik bir yazı mı oldu diye düşündüm...Peki, bi başka sefer de “neden erkeklerin kendilerinden büyük kadınları seçtikleri” tarzı gözlem ve yaşadıklarımı anlatan bir yazı yazarım....o zaman bu satırları okuyan erkek okuyucu var ise, affederler mi beni...hem bu yazının 2. Bölümü gibi olucak....seziyorum ..!!)
: ))





