15 Aralık 2008 Pazartesi



Son yazımı yazdıktan sonra....üzerinde çok düşünmediğim birşeyi düşündüm.. (okumadıysanız lütfen önce bi önce ki yazımı okuyun...) ...gerçekten bir ilişkide ne kadar “kendimiz” oluyorduk....evli olsak bile..eşimiz bizi “tam” olarak ne kadar tanıyabiliyordu....ya ondan önce ki bizi..ne kadar biliyordu.....(kişilik olarak..)

Acaba ilişkilerde yenile yenile...incili incile.....farklılaşıyor muyduk ikili ilişkilerimizde artık...daha güçlü görünmeye ya da tam tersi....daha duygusalsak bunu daha saklayan tipler mi oluyorduk aynı şeyleri bir daha yaşamamak için....acaba biten bir ilişkinin muhasebesini doğru çıkartabiliyor muyduk...yoksa daha kötüsü, bunları fark etmeden tamamen iç güdüsel olarak mı değiştiriyorduk, kendimizi yani....

Son yazımdan misafir olan 3 kişi...Serpil...Volkan ve Elif....

Yazımı okuyanlardan bir sürü “serpiller” çıktı ortaya....bir kısmı bu durumda kendileri de olsa Elif’e karşı böyle davranacaklarını söyledi..bir kısmı, daha sonra Volkan’la evde kavga ederdim sanırım dedi..bitmiş gitmiş daha ne konuşuyorsun eski sevgilinle..diye dedi..

:))

Bir tanesi, buna benzer durumu hatta çok da yakın bir zamanda yaşadığını anlattı.. ....tam Carrefour’da alışveriş yaptıklarında eşinin eski sevgilisiyle karşılaşıp ayak üstü bir yerde kave içtiklerini söyledi...üçü ! :) çok şaşırarak dinledim...

Hem çoçukluk arkadaşıymışlar hem de lise - üniversite dönemi çıkmış eşi..şimdi o kadın da evli ve 2 çoçuğu varmış..hey dur biraz dedim...doğru söyle tipi nasıldı dedim, hiç de eşimin anlattığı gibi değildi dedi....doğumdan sonra kilolarını verememiş ve saçının boyası da gelmişti dedi..” gülüştük..”...ve sen ise o gün çok hoştun, di mi “ dedim...evet..akşama bi arkadaşlara gideceğimiz için dedi saçım fönlüydü...

: ) işte dedim bu yüzden....eğer o kadını güzel bulsan...ya da sen o gün bakımsız..her hangi bi alışveriş günün de olsan...eminim kave içme fikri hoşuna gitmezdi..dedim...durdu, hafifçe gülümsedi, olabilir dedi....

Bir kısım etrafımdaki Serpiller de, “anne - oğul” ilişki diye tabir ettiğim durum için “ işte buna uyumlu evlilik deniyor Simla’cım” dediler...peki dedim sen soruyor musun bir bira daha içsem bana dokunur mu, diye dedim...ben dedi ne kadar içmem gerektiğini biliyorum dedi...
Yani eşin sana sormadan bilemiyor... Peki ! : ))))) buna uyum demeniz güzel bi kılıf dedim.
Haliyle bozuldu.....amacım bozmak değildi oysa...sadece bu durum karşısında şu fikirde olmaları; ne kadar uyumluyuz.... ..birbirimizi ne kadar süper tamamlıyoruz ....o, ben olmasam yaşayamaz, ne kadar da sözümü dinliyor (seviyor yani beni! ) diye tanımlamaları ilginçti... Ama kesinlikle yargılamak değil amacım....bi önce ki yazımda dediğim gibi serpillerin istediği volkan gibiler, volkanların istediği ise serpil gibiler....

Ehh, o zaman benim de “anne - oğul” ilişkisi dememin bir sakıncası yoktur sanırım...bu da benim tanımım.... : ) ....lütfen bu yazıyı okuduğunuzda da bana kızmayın, eleştirin..ama kızmayın... : I

2 tane de Volkan çıktı...... : )

Onlar da “ anne - oğul” ilişkisine takılmışlardı...(kabus mu oldu bi terim yaa :) )
İkisi de bilerek sorduklarını, çünkü daha sonra eğer yanlış bişi olursa, bunun dırdırını çekmenin daha beter olduğunu söylediler...onlar bu duruma “sor - kurtul” bağı diyorlarmış...zaten bi süre sonra bu olay otomatiğe bağlanıyormuş....

Neyse...bi önceki yazımdan sonra çevremden aldığım tepkiler bunlardı...paylaşmak istedim...
Hiç Elifler yok muydu ? Diye sorabilirdiniz....hayır...hiç kimse gelip, işte bu olaydaki Elif bendim demedi....diyemedi belki de, bilemiyorum.....kişisel fikrim, çok büyük bir cesaretti Elif’in yaptığı....beki de yazımın başında dediğim gibi, o gün Elif olanlar artık “ serpil “ olmuştur...kimbilir....serpil olmak kötü mü ? -hayırr hayırr...sadece “değişmişler “ demek istiyorum...

Şunu iyi biliyoruz ki, Kader Melekleri olaylar karşısında herkese karşı çok adil olmasalar da , kendi aralarında bazı insanlara karşı çok iyi şakacıydılar......



* tablo : Hephaistos- Zeus ve Hera'nın oğlu ve Aphrodite ve Kharis'in eşi, Ateş ve Volkanların tanrısı

1 yorum:

Kakule dedi ki...

İki yazıyı da okudum. Elif ben olsaydım pişkinlik yapıp o masaya oturur ve Volkan'ın Serpil'le evlenerek kişiliğini nasıl ezdiğini gözlerimle görür, ona şöööyle acıdığımı hissettiren bir bakış atar imalı imalı gülümseyerek kalkardım masadan. Sonra da içimden iyi ki bu şahsiyetsizle evlenmemişim diye şükrederdim Allah'a. Elif de giderken içinden şükretmiştir bence ve Serpil de kişiliksizleştirdiği kocasını Elif'in sevdiği Volkan sanıp zafer benim edalarında gururlanmıştır zannımca. Volkan'a gelince Serpil alsın Volkan'ı başına çalsın.